Mutluluk...

Her zaman söylerim her şey her zaman mükemmel harika ötesi olmak zorunda değil. Zaten uzun ince bir çizginin üstünde yürüdüğünüzde hayat sıkıcı gelecektir. Ben mutluluğun sırrının kendinizle barışık olduğunuzda ve kendinizle zaman geçirerek yalnız hissetmediğinizde başarıldığına inanıyorum. Süper vücut hatlarına sahip olmak ya da kusursuz olmak değildir bu. Sahip olduğun kusurlarla yaşamayı ve hatta onların seni sen yapan şeyler olduğunu kabul etmeyi bilmek lazım. Tabii herşeyden önce az da olsa açık bir musluğunuz olmalı, elinizde bileziğiniz olsun der ya büyüklerimiz. Hiç geliri olmayan aç olan açıkta olan yatacak yeri olmayan zor da olan insanlara hadi mutlu olalım diyemeyiz tabii ki resmen hakaret olur. Fakat ben bir çok şeye sahip olup bunun değerini bilmeyenlere yazıyorum. Her gelen günü açılmamış bir hediye paketi olarak düşünüyorum. Size de tavsiye ederim. O pakette iyi kötü tecrübe herşey çıkabilir. Unutmayın bazen gereksiz hediyelerde alabiliyoruz ama bu inceliği gösterdiği için hediyeyi verene teşekkür ediyoruz. Aynen böyle bir şey işte. “Bugün böyle bir hediye paketi sunduğun için teşekkür ederim hayat” diyerek uyuyorum mesela. 

Sevdiğiniz, sizi mutlu eden iş veya hobiler ile ilgilenin. Emin olun severek yaptığınız işte kazandığınız 5 kuruşun bile tadı çok güzel.

Başarmak istediğin bir şey olsun bu hayatta. Bir amacın, bir düşüncen, bir hayalin gibi.

Herkes insanlardan, ailelerden, eşten dosttan kaçıyor. Sen kaçma. İnsan insan ile vardır. En çok kazığı da tecrübeyide insan insandan öğrenir. Ot değiliz odun gibi büyümek zorunda da değiliz. 

Klişe gelecek ama gerçekten işe yarıyor. Her gün bir sayfa bile olsa kitap oku. Kitap hayal gücünü geliştiriyor. Albert Einstein’ın dediği gibi “hayal gücü bilgiden daha önemlidir”. Spor yap hatta bazen ayna önüne geçip en saçma şekilde göbek at. Serotonin endorfin salgılamak lazım.

Yaşlıların tavsiyelerine kulak ver ama kendi tecrübelerinle yaşa. Her kötü olaya isyan etme bazen en güzel kapıyı o isyan ettiğin olaylar açar. 

Her gün yeni bir sen ile tanışmış gibi bak aynaya. Çok hayal kur olsa da olmasa da kur.. Her zaman umutların olsun hiç bıkmadan. Düşününce mutlu olduğun bir yerler olsun. 

Ve kahve iç :) hiç olmadı her başarısızlığının üstüne bir su iç. Çok gül o kadar gül ki bazen ne saçma şeye gülüyorum diye gülmekten ağla. 

Ha bir de ciğerlerin çıkana kadar salya sümük ağlamayı unutma. Yorulup yorgun düşüp “nereye kadar” diyerek yeniden kalkacaksın ayağa. O kalkışlar çok güzel kalkışlardır...


Unutmadan, şuyum buyum olsa daha mutlu olurdum diye bir şey yok. İnsanız biz asla doymayız, doymayacağız. Ben mutluluğun amacına giden yol olduğunu düşünüyorum. Her şeyden önce kendi duygularını, hislerini, öfkelerini ve sınırlarını kısacası kendini tanıyan insan mutlu insandır...  

Comments

  1. Yaşamı o kadar içten anlatmışsın ki. İşte yaşam, yaşayalım doyasıya sevinci de üzüntüyü de.

    ReplyDelete
    Replies
    1. Aynen her duyguyu dibe kadar yasamak lazim.. tesekkur ederim

      Delete

Post a Comment

Popular posts from this blog

Hakkımda 3 - Korkularım/Hobilerim & Blog açma sebeblerim

Manchester'a Niye Geldim???

Ah Şu Düğün Çileleri...

Kimsin?

O Uçağa Neden Bindim?

Pesime milleti taktim Norvec'e goturdum :)

Polonya’ya Hos Gittim

Hakkımda 1 - İstanbul ve Çocukluğum

Bir Hayal Kurup Kalkacaktim Aslinda...