Posts

Verona / Italya - Asklar Sehri

Image
Ah efendim uzun aradan sonra yine ben yine ben. Bu sefer bir yere gitmeyecegim kicimin ustune oturup herkes gibi klasik para biriktirmeye calisacam diyorum ama olmuyor sadece demekle kaliyorum.  Bankama uc bes kurus girince kendimi havayollari sirketlerinde, bilet sayfalarinda buluyorum. Yolculuk etmek gercekten hastalik gibi bir sey oldu o heyecani o dusuncesi cantami alip cikmasi buyuk haz veriyor bana.
Bu sefer annemle babamla ciktim yola. ''Yerinde dur nereye kadar boyle gezeceksin'' diyen babama yolculugun nasil bir duygu oldugunu gostermek istedim. Kendisiyle bir cok kez yolculuk etsemde ilk defa ayni ucakta uctuk diyebilirim. Kendisinin yukseklik korkusu oldugunuda boylece ogrenmis oldum ah babam ya :) neyse iste boylece insanlar ancak yasadigini yasadiklarinda icindeki duyguyu anlarlar diyerek annem ve babamin 28. evlilik yildonumlerinde surpriz bilet alip Verona'ya asklar sehrine goturdum. Bilen bilir hepi topu 2 gunluk yolculuk yapiyorum ben genelde.

Yolcu…

Bir Hayal Kurup Kalkacaktim Aslinda...

Gezmeye iki yil once basladim. Her ay Ingiltere icinde bir sehir ya da avrupa icinde bir ulke gormeye calisiyorum simdilik. Henuz en buyuk hayalim olan Japonya ve Hindistan'i gormeye gidemedim. ''Gezmek icin cok gec kalmissin senin yasindakiler evli cocuklu, her seyin bir yasi var'' diyorlar. Her seyin bir yasi degil her seyin onceden bize dayatilmis bir baskisi vardir aslinda. Alti ustu 27 yasindayim bir sakin olun biyolijik yasin ne onemi var ki? Ben henuz 7 yasinda gibi hissediyorum kendimi. Her sey hislerle alakali bir sey degil miydi zaten? Sen yeter ki hisset! Mesela suan 20 yil once kurdugum hayallerimi ve hissettigim o hayati yasiyorum. Bilerek mi yasiyorum? tabii ki hayir, Her sey bilinc altiniza yerlestirmenizle gerçekleşiyor. 
Cocukken evimizin bahcesinde ucaklara bakar el sallar acaba icindekiler o metal parcanin icinde ne hissediyor diye hayallere dalardim, hatta o kadar yuksekten bile yukarida bizi izlediklerini dusunurdum. Annem ''Elif el sal…

Ukrayna'da Fiyatlar

En son Ukrayna' ya gitmiştim. Size oranın fiyatlarından bahsedeceğim arkadaşlarım. Ülke Avrupa ve Rusya’ya yakın olmasına rağmen geliri çok düşük ve en fakir ülkeler arasında olarak biliniyor. Rusça ve Ukraynaca konuşuyorlar. İngilizce dilleri çok iyi değil ama çat pat anlıyorlar. Neyse yaşadıklarımı daha detaylı bir şekilde bir sonraki blog yazımda paylaşacağım. Ülkenin fiyatları yurtdışından gelenlere göre çok uygun. Ben Londra’da sterlin ile gittim şimdi harcadıklarım arasında aklıma gelenlerin fiyat listelerini size sıralayacağım. Lütfen okurken para birimine dikkat ediniz emi sonra görmedim duymadım bilmedim demek yok ) J malum bazılarını İngiliz sterlini (GBP) ile diğerlerini Ukrayna grivnası (UHA) ile ödedim. Eğer gidecek olursanız bunları kendi para birimine göre karşılaştırmayı unutmayınız.
Fiyat listesi (1 GBP = 35 UHA)
Londra – Ukrayna (Ryanair havayolları) gidiş geliş uçak bileti toplamı= 35 GBP
Ukrayna 2 gece hafta sonu konaklama (Fire İnn stüdyo odası) = 1440 UHA
Kahve …

Pesime milleti taktim Norvec'e goturdum :)

Image
Yes tam olarak oyle yaptim. Daha 3 aydir calistigim isyerinde hergun baslarinin etini yiyip ''millet ucuz bilet var yurtdisina'' dememle beraber onlarida gaza getirdim sonunda. Laboratuvarda calistigim ekibe Norvec'e ucuz bilet buldum dedim bir sabah. Butun calisanlar yine Elif harikalar diyarinda deseler bile iclerinde bir Hindistanli arkadas bir elinde kan siseleriyle goz ucundan bana bakarak hadi gidelim ozaman dedi. Her zaman inandigim bir sey var oda her toplumda en sacma fikirle gelseniz bile her zaman size inanan birileri elbet cikar bu yuzden soylemek istedigim seyleri icimde tutmamayi tercih ediyorum. Bir kac gun sonra Cuma aksami is cikisi toplam 5 kisi olarak biletleri kisi basi £48 sterline Londra'dan Norvec'e haftasonu icin aldik. Airbnb'den kisi basina £61 sterline ise ev tuttuk. En guzel airbnb deneyimlerimden biri oldu. Bu arada is yerinde Afrikali bir kiz bileti ''ucuza bulduk diye bizimle gelmedi. Neymis efendim ucuz ucak sirke…

Polonya’ya Hos Gittim

Image
Yine bir haftasonu kaçışı yaptım. Cuma iş çıkışı koştur koştur çıkıp uçağa yetiştim. Londra’dan çıkıp Polonya’nın Wroclaw şehrine yol aldım. ismini bile telafüz edemediğim şehirde ne işim vardı bilmiyorum. Ucuz bilet vardı kaçıramazdım, avrupa turunu elimden geldiğince haftasonları yapmaya çalışıyorum. Dolu dolu bir haftasonuydu. Gitmeden once www.couchsurfing.com dan orda yaşayan yerli bir Türk arkadaşla tanıştım baya yardımı dokundu. Onun tavsiyesi üzerine havalimandan hostele uber ile gittim. Bu arada fiyatlar Londra’ya göre çok uygun. 26,27 polish zloty falan tuttu yani 6,7 sterlin falan ediyor. Tek sorun tam merkezde gecenin 2 sinde Cuma akşamı herkes kerkütük sarhoş dımçık dımçık eğleniyor kusuyor sokaklar maf olmuş bir şekilde ve ben taksici kadının beni bıraktığı yerden hostelimi bulmaya çalışıyorum şarjım bitmiş bir şekilde. En son çaresiz sarhoşların ortasında ne yapacağımı bilmeden ağlamak istedim :) genclik başımda duman ne işim var burda ulan diye bağıracaktım ki kebab ve…

Mutluluk...

Her zaman söylerim her şey her zaman mükemmel harika ötesi olmak zorunda değil. Zaten uzun ince bir çizginin üstünde yürüdüğünüzde hayat sıkıcı gelecektir. Ben mutluluğun sırrının kendinizle barışık olduğunuzda ve kendinizle zaman geçirerek yalnız hissetmediğinizde başarıldığına inanıyorum. Süper vücut hatlarına sahip olmak ya da kusursuz olmak değildir bu. Sahip olduğun kusurlarla yaşamayı ve hatta onların seni sen yapan şeyler olduğunu kabul etmeyi bilmek lazım. Tabii herşeyden önce az da olsa açık bir musluğunuz olmalı, elinizde bileziğiniz olsun der ya büyüklerimiz. Hiç geliri olmayan aç olan açıkta olan yatacak yeri olmayan zor da olan insanlara hadi mutlu olalım diyemeyiz tabii ki resmen hakaret olur. Fakat ben bir çok şeye sahip olup bunun değerini bilmeyenlere yazıyorum. Her gelen günü açılmamış bir hediye paketi olarak düşünüyorum. Size de tavsiye ederim. O pakette iyi kötü tecrübe herşey çıkabilir. Unutmayın bazen gereksiz hediyelerde alabiliyoruz ama bu inceliği gösterdiği …

O Uçağa Neden Bindim?

Vippieeeee Prag'a gidiyorum diye bir heyecanla kendime doğum günümde bilet hediye etmiştim. Bilenler bilir bir haftasonu gidip 20km yürüyüp gelmiştim. Sayısız uçak yolculuğu yapmışlığım var ama hiçbiri böyle geçmemişti.. Türbülans korkusu yaşayamadım çünkü yaşayacak fırsatı bulamadım. Havalimanına geldiğimde yine korku basıp iki saat havada ne halt yiyecem diye panik ettim. Kaçkez gerimi dönsem dedim ama bileti yakacak kadar zengin değilim. Daha uçaga binmeden hosteslerin gülümsediğini farkettim. Zaten onlar ota b..ka gülüyorlar demeye kalmadan arkamı döndüğümde uçağa binecek olanların 3/4 futbol maçı izlemeye giden bir gurup genç ve diğer yarısı da bekarlığa veda partisi için Prag'a giden kafası bir milyon havada olan gençler.. (onlarda evlenebiliyorsa daha ne diyeyim).

Bunların hepsi içkili ve bir çoğu sarhoş. Sanırım yasalara göre uçağa bindirmemeleri gerekirdi ama göz yumdular. Ben koltuğuma geçmişim yanımda boncuk boncuk terleyen tombik bir genc oturuyor ve arada bir burnu…

Ah Şu Düğün Çileleri...

Bir arkadaşım demişti ki "hakkında kötü konuşmalarını istiyorsan düğün yap, ama güzel konuşmalarını istiyorsan öl" milletimizin huyudur ancak ölü arkasında güzel konuşurlar zaten tövbe tövbe... Evlenmek belki güzeldir bilemem ama düğünler korkunç ötesi stresli bence. Yok tatlı telaşmış.. Telaşın tatlısı mı olur ya, düğün gününe kadar gelin ile damattan ne terler akıyor biliyor musunuz... Niçin?? Millet memnun olsun herkesin gönlü hoş olsun hiçbir şey eksik olmasın mış... Bunlar insan ya etden kemikten organdan duygudan oluşan., USB verisi mi bunlar her şeyi nasıl hatırlasınlar ? tabii ki eksiklikler olacak. Bir rahat bırakın insanları ayol!!! neyse işte;-

Şu dedikoducu teyzeler yok mu? karşında ki kızın bacağının açıklığına laf ederken önünde kendi kızının g....tünün açıklığını nasıl göremiyorlar acaba... yok mezeler eksikmiş, yok gelinin kuşağını kim bağlamış, kim takıda ne kadar takmış falan filan. Resmen düğün sahiplerinin anasından, danasından, dedesinden, nenesinden ebe…

2 günde Prag gezilir mi?

Image
Tabi ki efendim neden gezilmesin? Ayak boşa mı verilmiş çok şükür yarabbi. Ha ne kadar gezebilirsin ya da ne kadar üşengeçsin orası sana kalmış bir şey. Ben bir buçuk günde gezdim. Günde sanırım 20km yapıp rekorumu kırdım. Doğum günü için kendi kendine haftasonu Prag bileti hediye eden tek manyak ben değilimdir inşallah. Ne yapsaydım yani yaşlanıyorum diye ağlasamıydım. 2 güne ne sığdıracağınız size kalmış. Ben ne kadar plansız çıkmayı sevsem de zaman kısıtlı olduğu için planlı çıkmanızı tavsiye ederim. Düşünsenize belki hayatınızda ilk ve son kez gidiyor olabileceğiniz bir yer olabilir.

Tuhafıma gidenler
Sakın tuvaletleri kullanırken elinizi etrafa vermeyin bence. Kirli görünmeyebilir ama birçok kadın WC lerini kullandım hiç mi kimse girip çıkarken elini yıkamaz ya. O kadar yemek yiyorsunuz iyyyy kusacağım düşünürken. Kim bilir ne pis ellerden yemek yedim dışardan. Çok dikkatimi çekti ya kapıyı vurup çıkıyorlar sanki musluklar süs amaçlı yapılmış. Kadın kadına çok iltifat ediyor 😁 ço…

Manchester'a Niye Geldim???

Uzun zamandır iş başvuruları yapıyordum orayı burayı beğenmedim, ekmek kapım güzel bir yer olsun dedim ve aradığımı bulduğumu düşünüyorum ama yanlış şehirde :) Tam tamına bir aydır buradayım. Daha bir ayım var bakalım neler yaşayacağım. Geçici bir süre devlet hastanesinde bir araştırma projesine girdim yine laboratuvarda kan şişeleriyle dımçık dımçık dans ediyorum. Sıkılınca hastaneyi arkama alıp halay çekesim geliyor, sonra kendine gel Avrupalı sosyetikler ne anlasın halaydan diyorum. Tabi bu işin şakası, 10 aydır gezmenin, yan gelip yatmanın cılkını çıkartıp, kumbaramın dibini yalayınca mecbur dünyanın diğer ucunda da iş çıksa giderdim...Keşfetmek benim işim yaparım ulennnn dedim.

Görmemişin bir işi olmuş gibi (yani hayalindeki işi olmuş gibi) heyecanla uyanıp ayaklarımda derman kalmayana kadar çalışıp sonra yürüyen bir ceset gibi eve dönüyorum. Pardon bir evim yok tu unutmuşum. Hoteller de sürünüyorum. Boş zamanlarımda kitap okuyup, dans edip, kahve içip şehri keşfedip, aktivitele…

MiMLENDiM - Sinema ve Ben

Image
O piti piti karameli sepeti, terazi lastik mim bastik... ilk defa mimlendim, ne de heyecanliyim... incidennotlar.blogspot.co.uk mimlemiş beni, bir de bana sorun, bu mim ne diye öğrenmeye calışmam zaman aldı. Meğerse, bir kaç soru oluşturup, o soruları teker teker mimlenen kişi cevaplıyor ve döngü böyle devam ediyor. Neyse tamam detayına girmicem... Sorulara geçiyorum...

1. Sinema da izlediğin ilk film? Ayy vizontele'deki gibi Zeki Müren'de bizi görecek mi demiştim. Şaka şaka, Shrek izlemistim.. 9 yaşında, ögretmenim 3 başarılı ögrenciyi götürmüştü. Pek bir gururluydum ozaman.


2. Film en guzel ....'de/da izlenir? Kesinlikle sinemada orta koltuklarda tam ekran karşısında. Yoksa başka simetrik hastası gibi hissediyorum, rahatsızlık duyuyorum :))
3. Film izlerken olmazsa olmazın var mı? Varsa neler? Tabi ki abur cubur atıştırmalar ve sessizlik. Sirf mısır ve nachos yemek için olsa yine giderim.  a) tek başına mı, kalabalık mı? Dram izliyorsam tabiki tek başıma, yoksa salya sümük ra…

Londra'da Yat Partisi

Son zamanlarda işsiz halimle travel fotoğraflığına gönül verip bir kursa kayboldum (fotoğraf makinem bile yok) ileride kültür keşfetme yolculuğuna çıkınca lazım olur dedim? Derin sularda mı yüzüyorum bilmiyorum ama hayal kurmak da parayla değil.  Ondan hariç bütün gün kitap okuyup kahve kültürüne takılıp kaldım İtalyan usulü evdeki Türk misali. Sinirkübü kardeşim son yıl psikoloji öğrencisi, kendilerinin dönem sonu ve Noel kutlaması için üniversite parti düzenlemiş benide davet etti, eksik kalmayayım katıldım. İlk yat parti deneyimim oldu. Pardon yat mı gemi miydi bilmiyorum. Sonuçta su üzerinde parti işte. Bu arada Türkçe yazı hatam varsa kusura bakmayın gün geçtikçe düzeltmeye çalışıyorum.

Londra'da hava çok soğuk, yat partisi benim neyime deyip durup bir yandan söylene söylene gittim. Sinirkübün arkadaşları bizi ekti ve gelmediler yani yalanın dibini neden vurmak zorunda insanlar bilmiyorum. Tanımadığım bir sürü profesör, öğrenci, öğretmen doktorlarla gemi partimiz Temple Pier…

Bir kaç günlük seyahetler...

10-11 aydır sanırım hayatımın en çok gezisini yaptım sanırım 12-15 tane uçağa bindim. Gittiğim yerlerin çoğunu isteyerek, bazılarını zorunlu ve bir kaçını da isteksiz yaptım ama yerimde durmadım biliyorum. Bu yıl sanki üstümde 4-5 yıl geçmiş gibi hissediyorum. Bu kadar şey ne ara oldu bilmiyorum. Laylaylom gibi hayat karşıma ne çıkardıysa yaşadım. Bazen dalgaya karşı savaşmaktansa kendini suya bırakman gerek. Yazdıklarımdan hariç, Pafos/Kıbrıs, Liverpool, Birmingham, Almanya, Marmaris ve Manchester'a da gittim.  Genelde bir kaç gün kaldığım için yazma gereği duymamıştım. Her yaşanan şey tecrübe ve sana katılan bir hayat dersi olduğuna inanıyorum. Karşımıza çıkan her şeyin bir sebebi olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden ne yazarsam o kalacak geriye. İçimde kalacağına dışımda kalsın.

Aslında Pafos'a gitmeyi hayal bile etmemiştim. Zirvoş kuzene ayarla bir yerler hafta sonuna gidelim yeter ki İngiltere dışında olsun demiştim. İlk İspanya ya da İtalya olur dedi sonra kendimizi sabaha k…

Kanada'ya Neden Gittim?

Image
Hayalimde her zaman bir Kanada sevdası vardı. Ne olursa olsun ben o ülkeyi görmeden ölmeyeceğim diyordum. Hayaldir hayal de kalır sanırdım. Bir mart akşamı, dönüşü olmayan bir bilet kestim. Hem akrabaları ve kuzenleri görürüm ve belki dönmemek üzere orada yeni bir hayat başlatabilirim diye gittim. Aktarmalı uçak ile Londra’dan ilk Toronto’ya sonra Montreal’e geçtim, hayatımın en uzun uçak yolculuğu oldu. Ortalama 13 saat yoldaydım. Yolları seviyorum fakat uçak yolculuğunu sevmiyorum. Ölümden başka bir şey düşünemiyorum bulutların arasında. 20 den fazla uçak yolculuğu yapmışımdır belki ama ilk defa bir uçakta wifi kullanabildim ve ilk defa bir havalimanında valiz ve bagajlardan çok kayak, çadır ve kamping malzemeleri gördüm. Bütün dünya kayak yapmaya gelmiş gibiydi. Çıkar çıkmaz Montreal’in büyük bir fırtınadan yeni kurtulduğunu ve her yerin nerdeyse boyum kadar kar içinde olduğunu gördüm. Bu benim için bir ilkti. Her arabanın kış ve yaz tekerlekleri var, her arabanın kar temizleme mal…